Aşağıdaki tabloda besin gruplarının içerdikleri besin öğeleri sınıflandırılmıştır.
Günlük Enerji İhtiyacını Karşılayan Besin Öğelerinin Alınma Oranı Nasıl Olmalıdır?
İyi planlanmış dengeli bir beslenmede enerjimizin besin öğelerine dağılım oranları karbonhidrat, %50-70 ( 6/10 )oranında, protein, %10-20 ( 1/10 ) oranında, yağ, %20-30 ( 3/10 )oranında oluşturmalıdır.
Karbonhidrat Nedir?
Beyin fonksiyonları, sinir sistemi, hareket sistemi için gerekli olan karbonhidratların diğer adı şekerler olarak bilinmektedir. Şekerden zengin yiyecekler (meyveler, sebzeler, süt ve ürünleri, şeker, şekerlemeler) debasit karbonhidratlar (monosakkaritler – disakkaritler) şeklinde ve nişastadan zengin yiyecekler (tahıllar, ekmek, makarna, pirinç, patates ) de bileşik karbonhidratlar (polisakaritler) şeklinde bulunmaktadır. Besinlerdeki tüm karbonhidratlar, vücutta enerji sağlamak için kullanılmadan önce glikoza yıkılmaktadır.
Glikoz ise vücutta glikojen olarak depolanmaktadır. Glikojen, karaciğerde ve büyük çoğunlukla kaslarda depolanmaktadır. Besinlerdeki karbonhidratları, basit ya da bileşik olmalarına, sindirim hızına ve kana çabuk karışma, kan şekerini yükseltme düzeylerine (Glisemik indeks) göre sınıflayabiliriz.
Glikoz hücrelerin enerji olarak kullandığı en önemli maddelerden biridir. Saf buğday ekmeği, şeker ve alkol kalori fazlalığı olduğunda kolaylıkla yağa dönüşebilen basit karbonhidratlara örnek olarak verilebilir. Yapraklı sebzeler, patates ve hububat ürünleri bileşik karbonhidratlara örnektir. Bu grup yiyecekler sağlıklı olmak için gereken bütün besin öğelerine sahiptir.
Daha çok vitamin ve mineral içerirler. Beslenme programının temelini oluşturmalıdır. Şeker, meşrubat, çukulata, pasta, gofret, kolalı içecekler az tüketilmesi gereken besinlerdir. Beslenmeden fazla kalori almasına neden olurlar. Yüksek karbonhidratlı, bileşik karbonhidrat içeren besinler, bir sonraki antrenman performansının maksimum düzeyde olabilmesi için gereklidir.
Basit şekerler 15 dakika gibi kısa bir sürede doğrudan kana geçerler, bileşik karbonhidratların sindirimi 3–4 saat sürer ve kan şekeri üzerine etkisi daha yavaş ve uzun olur. Kandaki ensülin hormonu üzerine ani etki yapmazlar. Basit şekerler ensülin hormonunun fazla salınmasına sebep olur ve kan şekerinin ani düşmesinde (hipoglisemi) etkendir. Bu durumda çocuk yeniden basit şekerli besinlere yönelerek beslenemeden yüksek enerji alır. Gereksinimden fazla alınan enerji yağ olarak depolanır ve şişmanlık oluşturur.
Vücut tarafından bir kısmı sindirilemeyen ve sindirim sisteminin sağlığı için önemli diğer bir karbonhidrat türü posadır. Nohut, kuru fasulye, mercimek gibi kurubaklagil, kepeği ayrılmamış tahıllar, sebze ve meyvelerin yapısında daha fazla bulunmaktadır.
Karbonhidrat İhtiyacını Nasıl Karşılayabiliriz?
Egzersiz öncesi öğünde karbonhidrat alımı 1–5 gr / kg vücut ağırlığı oranında olmalı ve 1-4 saat öncesi yenilmelidir. 4 saat öncesi verilen karbonhidratı yüksek besinler katı olabilir. Kan glikoz düzeyinin devamlılığı için, 1 saat önceki karbonhidratlar 1-2 gr / kg ve sıvı olmalıdır.
Ensülin salınışını artırıp kan şekerini düşüren basit şekerler, müsabaka ve antrenmandan 45 dakika –1 saat önce yenilmemelidir. Kan şekerinin ani yükseliş ve düşmesine neden olmamak, kan yağ asitleri düzeyini azaltmaması için, antrenman yarış öncesinde yada sırasında alınacak sıvıdaki karbonhidratın % 5-8 oranında olması, sıcak havalarda su kaybının da karşılanması için bu oranın % 2,5-4 ‘e indirilip, soğuk havalarda % 10 ‘a çıkarılması önerilmektedir.
Yorgunluğun azalması için egzersizden sonra glikojen seviyesi hemen yükseltilmelidir. İlk 30 dakika içinde vücut ağılığının kg’ı başına 0.7- 1.5 gr karbonhidrat alınması önerilmektedir. İlk 2 saatte ve sonraki her iki saatte 50 gr. karbonhidrat alınması glikojen deposunun yenilenmesi açısından çok önemlidir ve bu durumda kas glikojeni 24 saatte tam dolmaktadır. Bu sürenin geciktirilmesi veya çeşitli sebeplerle atlanması halinde dolma süresi 72 saate kadar uzamaktadır.
Glisemik indeks nedir, sporda önemi var mıdır?
Besinlerin vücuda alındığında kan şekerini yükseltme hızına göre belirlenen indekstir. Glisemik indeksi yüksek besinler kan şekerini birden yükseltirken, glisemik indeksi düşük besinler kan şekerini yavaş yükselterek özellikle şeker hastalığında koruyucu etki yaparlar.
Rafine sofra şekerini glisemik indeksi en yüksek 100’dür. Pirinç patates gibi besinlerin glisemik indeksi yüksektir, 90-60 arasındadır. Mercimek, kuru fasulye gibi besinlerin glisemik indeksi düşüktür, 40 ve altındadır. Yanda 50 gr karbonhidrat içeren besinlerden bazılarının glisemik indekse göre sıralanması verilmiştir.
Sporda kan şekerinin ani yükselmesi istenen bir durum değildir. Kan şekerinin ani yükselmesi (Hiperglisemi) sağlıklı kişilerde ani düşmesine neden olacaktır, bu da hipoglisemi denilen istenmeyen sağlığı bozucu bir duruma sebep olacaktır Sporcunun öğünlerinde besleyici değeri daha yüksek olan, glisemik indeksi düşük besinleri tercih etmesi önemlidir. Glisemik indeksi yüksek besinler (kek, çukulata, bisküvi..) herhangi bir sportif yüklenmeden bir saat öncesine kadar yenilip bitirilmelidir. Glisemik indeksi yüksek besinler kan şekerinin acilen doldurulması gerektiği durumlarda yenilmelidir. Sonraki öğünde ise glisemik indeksi düşük besinler mutlaka alınmalıdır.
Protein Nedir?
Protein, vücudumuzdaki dokuların her bir hücresini, kas dokusunu, iç organları, tendonları, deriyi, saç ve tırnağın yapısını oluşturur. Vücudumuzun % 20 sini proteinler oluşturur. Büyüme, yeni dokuların oluşumu ve hasar gören dokunun tamiri, birçok metebolik oluşum için ve de enerji üretiminde yakıt olarak kullanılır.
Vücuttaki birçok enzim, hormon ( Adrenalin ve İnsülin gibi ) ve nörotransmitterlerin yapımında gereklidir. Protein dokudaki sıvı dengesininkorunmasında, besin maddelerinin hücre içi ve dışına geçişinde, oksijen taşınmasında ve kan yapımında rolü vardır. Bilim adamları 1980’li yıllardan beri, aktif insanların diğer insanlardan daha çok proteine ihtiyacı olduğunu belirtmektedir. İnsan vücudunda protein yapıları 20 adet aminoasit oluşturmaktadır.
Amino Asit Nedir?
Protein içeren besin yendiği zaman sindirimi sonucunda proteinler daha küçük moleküllerine, tekli aminoasit ve iki aminoasit beraber ayrılır. 12 Adet aminoasit, diğer aminoasitlerden, karbonhidrat ve nitrojenden yapılabilir. Bunlara elzem olmayan aminoasitler denir.
Diğerleri vücutta yapılamaz, besin yolu ile mutlaka alınmalıdır, bunlar elzem olan (Löysin, İzolöysin, Valin, Treonin, Metionin, Fenilalanin, Triptofan Lizin) aminoasitlerdir. Antrenman veya maçlarda özellikle kas glikojen kaynakları tükendiğinde toplam enerji tüketimin %5-10 kadarını proteinler sağlar.
Hangi gıdalar proteinden zengindir?
Proteinin zengin kaynakları ( Etler, Kümes hayvanı etleri, Balık, Süt ve ürünleri, Yumurta, Tahıllar, Yağlı tohumlar, Kuru baklagiller) dir. Hayvansal kaynaklı proteinlerin %91-100’ü sindirilir, bunun %75-80 i vücut proteinine dönüşür. Tahılların %79-90’ı, kuru baklagillerin % 69-90’ı sindirilir, %40’ı vücut proteinine dönüşür.
Sadece Hayvansal Kaynaklı Veya Sadece Bitkisel Kaynaklı Protein Almak Sağlık Açısından Sakıncalımıdır?
Hayvansal kaynaklı proteinler elzem aminoasitler açısından yeterli düzeydedir. Bitkisel kaynaklı proteinlerde bazı elzem aminoasitler yetersiz bulunmaktadır. Bu besinler ile yapılan beslenmede bitkisel kaynaklı proteinler birbirleri ile birleştirilerek yenilmelidir ( Örneğin; Nohutlu bulgur pilavı, pilav üstü kuru fasulye, yayla çorba, peynirli makarna, sütlaç, aşure...). Yetersiz protein alımının fiziksel performansı olumsuz etkilediği bilinmektedir. Uzun süreli proteinin eksik alınması vücudun kendi kaslarını kullanması ile sonuçlanır. Ancak gereksiniminden fazla alınan proteinde performansı artırmamaktadır.
Sporcu olmayan çocuk ve ergenlerde her kilogram vücut kitlesi başına günlük protein gereksinimi (g/kg/gün) aşağıda verilmektedir.
Protein İhtiyacını Nasıl Karşılayabiliriz?
Çocuklarda vücut ağırlığının kilogramı başına en az 1,2 gr protein alınmalıdır. 13-19 Yaş gurubu sporcularda günlük protein gereksinimi, vücut ağırlığının kilogramı başına 1,5-2,0 gramdır. Uzun süreli egzersiz yapanlarda vücut ağırlığının kilogramı başına 1,2-1,4 gramdır. Ancak Vücut ağırlığının artması kaygısıyla enerji alımını kısıtlayan, yeterli besin tüketmeyen sporcuların yeterli protein aldıklarını söylemek güçtür. Vücut ağırlığından yağ kaybetmek isteyen sporcu 1,6-2,0 gr/kg vücut ağırlığı kadar, kilo kazanmak isteyen sporcu ise 1,8-2,0 gr/kg vücut ağırlığı kadar günlük protein tüketmelidir.
Yağ nedir?
Yağlar, yağ asitlerinin farklı şekilde bileşiminden oluşmaktadır. Yağlar, doymuş (tereyağı, margarin), tekli doymamış (zeytinyağı, soya yağı, balık yağı) çoklu doymamış (ay çiçek, mısır özü) olarak gruplanır. Enerji üretimi dışında yağlar, soğuğa karşı yalıtımı, vücutta yağda eriyen vitaminlerin taşınmasını, vücut dokularının yapımı ve sürdürülmesini de sağlamaktadır. Yağların fazla miktarda tüketimi sağlık açısından zararlıdır, yağ dokusunun artmasına ve kan yağ düzeylerinin artmasına neden olur. Yağ alımını azaltmak için özellikle doymuş yağların azaltılması yoluna gidilmelidir. Yağ pek çok yiyecekte bulunmaktadır (et, balık, süt, krema, yumurta, fındık, çikolata, zeytin, hindistancevizi, pamuk, mısır, soya, keten, yer fıstığı).
Sporcular için yağın önemi nedir?
Sporcuların günlük besin alımlarında, enerjinin yağlardan sağlanan oranı %30’u geçmemelidir. Yağların tüketimi yağda eriyen vitaminlerin kullanılabilmesi için ise %15’in altına düşmemelidir. Özellikle doymamış yağ asidi olan eikosapentaen asit ( EPA ), elzem yağ asidi linoleik ( n=6) ve linolenik asidi (n=3) almaları gerekir.
Hiç yağ yenmese bile doymamış yağ asitleri karbonhidrat ve protein metabolizması ile oluşan molekülden sentez edilebilir. İnsan vücudu molekülünde, çift bağ bulunan linoleik asidi sentez edemez. Eğer linoleik asit alınırsa bundan üç ve dört çift bağlı yağ asitleri sentez edilebilir.
Çok derecede doymamış yağ asitlerinden prostaglandin adı verilen hormonlar sentezlenir. Prostaglandin hormonları sporcunun antrenmanlar sonucunda gelişimini sağlayan hormonlardır (testesteron, büyüme hormonu, insülin). Bu yağ asitleri yağın damardaki akıcılığı içinde gereklidir. Günlük beslenmede n=3 yağ asitlerini artırmak için balık ve diğer su ürünleri haftada en az iki kere (somon, uskumru) alınmalıdır. Çok uzun süreli eforlarda asıl enerji deposu olan yağların, efor şiddeti azaldıkça enerjiye katılım oranları da artmaktadır.
Su Neden Önemlidir?
Yaşa ve cinsiyete göre vücutta bulunan su miktarı % 46-75 arasında değişir, bu oran çocuklarda % 75, kadınlarda % 53, erkeklerde % 50-55 arasındadır. Kasların % 72’sini, kanın % 80’ini su oluşturur. Vücudun yağ oranı arttıkça su oranı da düşer.
Kanın besin maddelerini taşıması ve dokuların yeterli besini alması için suyun günlük olarak yeterli içilmesi hayati önem taşımaktadır. Vücudumuzdan su idrar, ter, solunum ve dışkı yolu ile kaybedilir. Günlük olarak kaybettiğimiz miktarı karşılayacak kadar sıvı almadığımızda vücut hücreleri çalışması aksar. %10’luk su kaybında yaşamsal vücut olayları tehlikeye girer. Bu nedenle çok susamadan sürekli su içmelidir.
Su ihtiyacı nasıl belirlenebilir?
Belirlediğimiz enerji ihtiyacı her bir kalorisi için 1 ml sıvı almalıyız. 3000 kkal enerji ihtiyacı olan bir kişi 3litre sıvı almalıdır. Bunun en az yarısını su olarak içmelidir. Diğer kısmı beslenme için aldığımız yiyecek ve içeceklerden sağlanabilir.
Sporda su ihtiyacını karşılamayı nasıl düzenlenebiliriz?
Temel olarak, su diyetinizdeki en önemli beslenme kaynaklarından birisidir. Çok az su içmek ya da çok fazla terlemek maksimum egzersiz potansiyeline engel olmaktadır. Wilmore ve Costill,1994, Susuzluktan kaybedilen vücut ağırlığının her % 1’ lik oranı karşılığında, % 2 oranında hızın azalmasına neden olduğunu bildirmiştir.
Spordan 1 saat önce 1-2 su bardağı, spor sırasında 15 dakika aralıklarla 1-2 çay bardağı şeklinde içmeliyiz. Ayrıca spordan önce ve sonra tartılarak, arasındaki farktan kaybettiğimiz suyu bulabiliriz. En kısa zamanda bunu telafi etmek için spor sonrasında su içilmelidir.
Dolaşım ve solunum sistemleri egzersize oldukça iyi uyum sağladığı halde su alımı mekanizmasının düzenlenmesi yeteri kadar iyi değildir. Su açığının kapatılması bazen 72 saat kadar zaman alabilir. Bu yüzden sporcu susuzluk hissi hissetmese dahi su almalıdır.
Vitamin Nedir?
Vitaminler, organizmada biyokimyasal ve fizyolojik tepkimelere katılarak, sağlıklı büyüme ve gelişmeyi sağlayan, besin öğelerinden enerji oluşturulmasında kullanılan, sinir ve sindirim sisteminin normal çalışmasında etkili olan, yaşam için gerekli besin öğeleridir.
Kaç çeşit vitamin vardır?
Vitaminler suda eriyen (B ve C) ve yağda eriyen (A-D-E-K) olmak üzere iki grupta toplanır.
Günlük yeterli ve dengeli beslenen kişiler, günlük ihtiyacı olan vitaminleri de yeterince karşılayabilmektedir. Fazla tüketildiğinde performansı olumlu etkilememesine karşın, eksikliğinde sağlık ve performans bozulmaktadır. Yağda eriyen A-D-E-K vitaminleri, uzun dönem gereksiniminden fazla tüketildiğinde vücutta birikerek zehirlenmelere (toksik etki) yol açabilmekte, dışarıya atılımı esnasında karaciğer ve aşırı yük binmekte ve böbrek rahatsızlığına neden olabilmektedir. Suda eriyen B grubu ve C vitaminleri günlük gereksinimin üzerinde tüketildiğinde, fazla alınan miktar idrarla dışarıya atılmaktadır.
Vitaminlerin birbirleri ve diğer besin öğeleri ile etkileşimleri nedeniyle her birinin yetersiz veya fazla tüketilmeleri, bir diğer vitamin ya da besin öğesinin kullanımını olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
Mineral Nedir?
Mineraller, canlı varlıkların yaşamını sürdürebilmesi için gereklidir. Kas ve sinir sisteminin uyarılmasında, kemik ve dişlerin yapısında, enzimlerin yapısında ve kimyasal reaksiyonlarında, asit baz dengesinin kurulmasında, hücrelerin osmotik basınçlarının sabit tutulması gibi birçok görevleri vardır. Günlük yeterli ve dengeli beslenen insanlarda mineral eksikliği çok fazla görülmez.
Kaç çeşit mineral vardır?
İnsan vücudunun % 4-5’i minerallerden oluşmaktadır. Mineraller iki çeşittir. Vücudun çok fazla gereksinim duyduğu kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, klor ve sülfür gibi mineraller makro mineraller, gereksinimin daha az olduğu demir, bakır, çinko, iyot, flor, manganez, selenyum, krom ve molibden gibi mineraller ise mikro mineraller (eser elementler) denir. Spor yapan kişilerde sodyum klorür, fosfor, demir ve potasyum gereksinimi biraz daha artmaktadır. Çocuklarda, sağlık için gerekli mineral ve iz elementlerden demir ve kalsiyumun tüketilmesine dikkat etmek gereklidir.
Kalsiyum Yetersizliğinde Ne Olur?
Vücudumuzda en çok bulunan mineral kalsiyumdur. Kemik sağlığı için gereklidir. Kalsiyum en çok süt ve sütten yapılan besinlerde bulunur. Eksik alındığında kemik ve dişler yeterince güçlü olmaz, kemiklerin uzaması yavaşlar, kas ve kemik sistemi çalışması aksar.
Demir Yetersizliğinde Ne Olur?
Demir en çok karaciğer, et, yumurta, kuru fasulye, nohut, mercimek, koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Bu besinlerde bulunan demirin vücutta daha iyi kullanılabilmesi için C vitamini gereklidir. Bu nedenle her öğünde sebze ve meyve grubundan bir besin mutlaka yenilmelidir. Eksik alındığında kan yapımı bozulur, kansızlık gelişir. Kansızlık dokulara oksijenin yetersiz taşınmasına neden olur. Yorgunluk ve halsizlik hissedilir. Dikkat dağınıklığı nedeni ile öğrenme ve konsantrasyon azalır. Bağışıklık sistemi zayıflar ve kolay hastalanılır.
Yemek sırasında çay, kahve, kola gibi içeceklerin ve çikolatalı yiyeceklerin tüketilmesi, vücudun demirden yararlanmasını azaltır. Bu tür yiyecek ve içecekler yemekten 1-1,5 saat önce veya sonra az miktarda tüketilebilir. Çocuğa içirilecek çay limonlu ve açık olmalıdır.
Vitaminler ve minerallerin kaynakları, günlük ihtiyaç miktarı ve fonksiyonları nelerdir?
Aşağıda vitaminler ve minerallerin kaynakları, günlük gereksinmeleri ve fonksiyonları tablo şeklinde verilmektedir.
Günlük Mönüde Vitamin ve Mineralleri Yeterli Miktarda Alabilirmiyim?
Günlük gerekli enerji doğal besinlerden uygun oranlarda (%55-65 karbonhidrat- %12-15 protein- < %30 yağ) sağlandığı zaman vitamin ve mineraller de yeterli miktarda karşılanabilir.