Giriş
Futbol başta olmak üzere, sportif aktivitelerin 20. yüzyıl boyunca gittikçe artan bir oranda ticarileşmesi ve siyasileşmesi, sporcularda, “her ne pahasına olursa olsun kazanma” düşüncesini hâkim kılmıştır. Profesyonellerde artık normal karşılanan bu durum artık amatör sporun da kabul alanına girmiştir. Son yıllardaki yetişkin sporculara yönelik yoğun bilinçlendirme kampanyalarının ise, “Fair Play” anlayışını yerleştirmekte yetersiz kaldığı bilinmektedir. Bu nedenle, çalışmaların başlangıç noktasını ilk ve orta öğretim öğrencilerinin oluşturması gerektiği düşüncesi ağırlık kazanmıştır (Yıldıran, 2004). Ancak, günümüzde okul sporlarında da fair play’e uygun olmayan davranışların özellikle futbol branşında düşündürücü artışlar gösterdiği gözlemlenmektedir. Bu nedenle, ilk ve ortaöğretim kurumlarında fair play’e yönelik iyileştirme çabalarından önce spor yapan yapmayan öğrencilerin futbolda fair play’e ilişkin davranış biçimlerinin bir ön araştırma ile ortaya konulması önem arz etmektedir.
Dolayısıyla bu çalışmanın amacı, ilk ve ortaöğretim öğrencilerinin futbolda fair play çerçevesinde tanımlanmış sportmenliğe uygun olan ve olmayan davranış biçimlerine yaklaşımlarını cinsiyet ve spor yapıp yapmama durumlarına göre belirlemek ve değerlendirmektir.
Yöntem
Araştırma grubunu Ankara ili merkez ilçelerinde okuyan 89’u kız, 197’si erkek olmak üzere toplam 286 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan ankette fair play’in farklı boyutlarını temsil eden beş somut örnek olay öğrencilerin görüşüne sunulmuş (Sezen, 2003); bu örnek olayları değerlendirmeleri ve aynı durum karşısındaki kendi davranış biçimlerini belirtmeleri istenmiştir. Anketin ikinci bölümü oluşturulurken, futbolda karşılaşılan/karşılaşılması muhtemel çok sayıda örnek olaylardan bir örnek olaylar dizisi oluşturulmuş ve bu dizide olayların tek tek ne tür bir davranışı ifade ettikleri belirtilmiştir. Böylelikle tüm örnek olayları kapsayan beş farklı davranış kodu oluşturulmuş ve her kodu en iyi temsil eden 3’ü olumlu, 2’si olumsuz beş örnek olay seçilerek soru formuna dönüştürülmüştür (Sezen, 2003). Verilerin analizi için SPSS paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde tanımlayıcı istatistik teknikler ile cinsiyetlere ve spor yapıp yapmama durumlarına göre oluşan görüş farklılıkları için Chi-Square testi kullanılmış, önem düzeyi 0.05 olarak alınmıştır.
Bulgular
İlk ve ortaöğretim öğrencileri maç içinde “kendi yarar ve yargısına ters düşse bile hakemin doğru karar almasına yardımcı olma” davranışına ilişkin bir örnek olayı %52.1 oranında “sportmence ancak profesyonelce değil” şeklinde değerlendirirken, yaklaşık aynı oranı da “ben olsaydım aynı şekilde davranmazdım” diyerek örnek olayda verilen, kalecinin hakemin doğru karar almasına yardımcı olma davranışını onaylamadıklarını belirtmişlerdir. “Rakip takımın maruz kalacağı haksız bir durumu gidermek için çaba gösterme” davranışı da öğrencilerin %33.2’si tarafından “profesyonelce” bulunmazken; “aynı şekilde davranmazdım” diyen öğrencilerin oranı da %36’dır. Öğrencilerin %29’u, “rakibin haksız dezavantajlarından yararlanmaya kalkışmama” davranışını “sportmence fakat profesyonelce değil” olarak değerlendirirken, benzer bir durum karşısında aynı şekilde davranmayacaklarını ifade edenlerin oranı da %30’u aşmaktadır. Sportmenliğe uygun olmayan davranışları içeren iki örnek olayda verilen “hakemi yanıltarak haksız avantaj sağlama” davranışı öğrencilerin %40.9’u; “rakibin oynama hakkını yanıltıcı stratejilerle elinden alma” davranışı ise %37.1’i tarafından “taktik olarak akıllı” bulunmuş, öğrencilerin yaklaşık aynı oranı benzer durumlarda aynı şekilde davranacaklarını ifade etmişlerdir.
Sonuç
Bulgular, sportmenliğe aykırı davranışların ilk ve ortaöğretim öğrencilerinin önemli sayılabilecek bir bölümü tarafından benimsenmesi açısından düşündürücü niteliktedir. Bu durum, sporda gittikçe artan erdemsiz davranışların okul beden eğitimi ve spor alanını da etkilediğini, Gessmann (1995)’ın da işaret ettiği gibi beden eğitimi derslerinin sosyalleştirme yönelimli çerçevesinin fair play’e ilişkin davranışları yeterince garanti altına alamadığını açıkça göstermektedir. Nitekim, Sezen ve Yıldıran (2006) tarafından yapılan araştırmada, Beden Eğitimi (BE) öğretmen adaylarının azımsanmayacak oranlarda ‘başarı’ olgusunu ön planda tuttukları ve eğerbaşarılarını engelleyecekse fair play’e uygun davranışları sergilemeyecekleri anlaşılmaktadır. Beden eğitimi derslerinde model olması ve karşılaşmalarda öğrenci-sporcuları fair play’e teşvik etmesi beklenen öğretmen adaylarının, mevcut fair play anlayışları ile beklentileri karşılamaktan uzak oldukları söylenebilir. Dolayısıyla, azımsanmayacak oranda ilk ve ortaöğretim öğrencilerinin fair play’e ilişkin olumsuz yaklaşımlarının BE öğretmenlerinin okul sporlarındaki başarı odaklı tutumlarının bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
Oysaki okul beden eğitimi dersleri ve okullararası karşılaşmalar, fair play’e uygun davranışların kazandırılması ve sergilenmesinde uygun bir ortam olarak kullanılmalıdır (Yıldıran, 2004). Şüphesiz, fair play çalışmalarının, etik donanımlara sahip bir genç kuşağın yetiştirilmesine yönelik olarak, ilk ve orta öğretim çağı çocuk ve gençlerinin beden eğitimi derslerinden başlatılması, geleceğin sporcu, antrenör, spor adamı, hakem, yazar ve seyircisinin bu kitle içinden çıkacak olması bakımından önemlidir (Yıldıran, 2005).
10. Uluslararası Spor Bilimleri Kongresi (23-25 Ekim 2008, Bolu-Türkiye) (Uzun Özet)
Arş. Gör. Gülfem SEZEN BALÇIKANLI*
Prof. Dr. İbrahim YILDIRAN*